05 Nisan 2020 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır
Wuhan’a seyahat
kısıtlaması 25 Mart’ta kaldırıldı. Salgın öncesi, Çin Yeni Yılı tatili için
kentten ayrılanlar nedeniyle nüfus üçte bir oranında (belki daha fazla)
azalmıştı. Ayrılanlar şimdi geri dönüyor. Hangi yolla gelirseniz gelin, mutlaka
QR kodu* kontrolü ve termal kameralarla vücut ısısı taraması yapılıyor. Özel
otomobilleriyle gelenler giriş noktalarında aynı kontrollere tabi tutuluyorlar.
Ve nihayet Wuhan…
İstasyondan çıkışa doğru ilerlerken birden kendimi parmaklarımın ucuna basarak
yürürken yakaladım. Beni neyin beklediğini, neyle karşılaşacağımı bilmemenin
ürkekliğiyle… Eski havasını yitirmiş olmasından, çok sevdiğim bu şehri kaybetmekten
duyduğum endişeyle… Endişelerim tamamıyla boş olmasa da, beni bekleyen şey bir
hayal kırıklığı olmadı. Kent nekahat dönemini geçiren bir hasta gibi; ama
bitkin bir hasta gibi değil. Aksine, hızla toparlanmaya ve yaşama ara verdiği
yerden devam etmeye azimli bir hastaya benziyor. Tabii ki son derece dikkatli
bir hasta… Bütün toplu taşıma araçlarında seyrek oturma düzeniyle oturuluyor,
araçlara QR kodu kontrolüyle binilebiliyor. Metro istasyonlarına yolcuların
vücut ısılarını kontrol eden kızılötesi akıllı sıcaklık monitörleri kurulmuş. Zemine
kuyruğa giren yolcuların birbirlerine bir metre uzaklıkta durmalarını hatırlatan
sarı çizgiler çizilmiş. Ayrıca, her trende denetim turları yapan, insanlara
maske takmalarını ve toplu halde bulunmaktan kaçınmalarını hatırlatan bir
güvenlik görevlisi var. Benzer uygulamalar kafe ve lokanta vs gibi mekânlarda
da geçerli. Fakat insanlar evde oturmaktan o kadar sıkılmış olmalılar ki, zaten
pek kimse içeride oturmak istemiyor. Ben dâhil, insanlar Wuhan caddelerini
sanki yeniden keşfeder gibiler.
İstasyondan çıktığımızda
burnuma hastane kokusuna benzer bir ilaç kokusu geldi. Arkadaşıma kokuyu alıp
almadığını sordum. “O kadar çok dezenfeksiyon videosu izledin ki, şimdi olmayan
kokuyu alıyorsun” dedi. Belki de haklıdır… Fakat şehirde dezenfeksiyona son
verilmiş değil. Hafifletilmiş olarak devam ediyor. Zafer kazanıldığından emin
olana kadar dezenfeksiyonun azalarak devam edeceğini sanıyorum.
Şehrin eski canlılığına
kavuşmasının ne kadar zaman alacağını tahmin etmek zor ama bunun için
üniversitelerin açılması (8 Nisan), (öğrenci, turist, expat vs) yabancıların
gelmesi ve kent ekonomisinin eskiye dönmesi gerekiyor. Bu şehirde çok gelişmiş
ve güçlü bir hizmet sektörü vardı. Oysa geçen iki-üç ay içinde en ağır yarayı bu
sektör almış ve çok sayıda işten çıkarılan var. İşini kaybedenler arasında iki
arkadaşımız da var. Şimdi sahip olduklarımızı dostlarımızla paylaşma, dayanışma
zamanı…
Bana sık sık
ekonomi-politik nutukları çeken iktisatçı Zhou’yu aradım ve “Ne olacak dünyanın
ve ekonomilerin ahvali?” diye sordum. “Toplumu salgından kurtarmak, virüsü
yenmek yerine önceliği ekonomiyi ayakta tutmaya-kurtarmaya veren ülkelerin
salgınla baş etmeleri konusunda iyimser olmak kolay değil. Bu sürede virüs
sinsi sinsi yayılmaya devam edecektir. Dolayısıyla, baş etmeleri çok daha uzun zaman
alacaktır. Bu sürede, salgınla baş edemeyen bu ülkelerin dünyadan izole
edilmeleri beklenmelidir. Oysa öncelik toplumu virüs-salgından kurtarmak-arındırmak
olursa, bu iş Çin’deki kadar kısa bir sürede –hatta artık daha da kısa bir süre
içinde- başarılabilir. Bu kısa süreyi toplum da ekonomi de ciddi zarar görmeden
atlatır ve salgının ardından hızla toparlanabilir. Bilimle inatlaşan, gerçeği
yadsıyan ülkeler ise en ağır bedeli ödeyecek olanlar” dedi.
Zhou’ya göre,
“Wuhan’da salgını alınan radikal önlemlere ve toplumsal dayanışmaya ek olarak
duygudaşlık yendi. Salgının en tepe noktalara ulaştığı günlerde, Dr. Li
Wenliang’ın COVID-19’dan yaşamını yitirmesi üzerine (7 Şubat 2020) yükselen duygusal
atmosferde devlet aklı/ÇKP, yöneticiler ‘devletlû’ olmayı değil halkın
duygularına ortak olmayı, aynı duyguları paylaşmayı seçtiler”. Sonraki yazım bu
konuda olacağı şimdilik kısaca özetleyeyim: Dr. Li onore edildi. Ailesinden en
üst düzeyde özür dilendi. İhmali görülenler, sorumlu tutulanlar görevden alındı
vs.
Yazıyı bitirirken 4
Nisan’ın salgında yaşamını yitirenler için yas günü olarak ilan edildiği
haberini okudum. 4 Nisan aslında “Mezar Temizliği Günü” olarak da bilinen “Qingming
Festivali” günü. O gün, Çinlilerin atalarına, ölen aile üyelerine, ulusal
kahramanlara ve şehitlere saygılarını sundukları/gösterdikleri bir eski gelenektir.
Yas tutmayı asil bir psikolojik süreç olarak görürüm ve Çin kültürü yas tutmayı
bilir.
*QR kodu: Kısaca,
akıllı telefonlara indirilen bir mobil uygulama üzerinden kimlik bilgileri
giriliyor ve o uygulama sağlık durumunuza ilişkin bir QR kodu (galiba kare kod
deniyor) üretiyor. Yeşil kod sağlıklı olduğunuzu gösteriyor ve her yere
serbestçe girebileceğiniz anlamına geliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder