22 Aralık 2019 tarihli BirGün gazetesinde yaynınlanmıştır
Saray rejimi çok
korkuyor. Çünkü iktidarlarının gümbürtüyle çökmekte olduğunu, işlerinin
bittiğini anladılar. Zaten fazlasıyla sorunlu olan gerçeği değerlendirme
yetileri bu korku yüzünden iyice bozuldu. Son günlerde, iktidarın Muaviye’ye
“1350 yıl sonra beni doğru anlayan birileri çıktı” diye mezarında sevinçten
takla attıran Emevi dinciliği aşkı, BirGün ve diğer muhalif medyaya artan
baskı, artan kayyım atamaları, yurtdışında yeni macera (bela) arayışları canhıraş
iktidarda tutunabilme çabası olarak görülebilir. Yani rejim mezarlığa iyice
yaklaştı ve korkusunu bastırmak için gittikçe daha yüksek sesle ıslık çalıyor. Bir
panik halinde dillendirip durdukları (hayali-fantastik) “Kanal İstanbul”
projesi de ıslık çalmaktan başka bir şey değil. Bu hayali proje hakkında
31.07.2019 tarihinde “Avrupa’nın doğu sınırı” başlıklı bir yazı yazmıştım. Son
günlerde Çin’in adı bu projeyle tekrar anılmaya başladığı için yazıyı biraz
değiştirerek aşağıda tekrar yayınlıyorum.
Son Çin gezisinde
RTE, “Kanal İstanbul’un yapımı noktasında Çinli dostlarımızla görüşmeler yapmak
suretiyle…” gibi bir şeyler söyledi. Çinliler kibar insanlardır. Hayır demeyi
sevmezler hatta beceremezler. Diplomasi dilleri daha incelikli ve yapıcıdır. O
ucube proje için “görüşelim” demişlerse tek nedeni budur. Daha önceki bir
yazımda da belirttiğim gibi, o doğa katili projeyi finanse etmek Çin için sorun
sayılmaz. Lakin soru şu: Çin, kendisi için uzun vadeli bir stratejik değeri
olmayan, iktidara ve yanaşmalarına rant yaratmak ve kamu kaynaklarını
yağmalamaktan başka hiçbir amacı bulunmayan bir akla ziyan projeye neden
finansman sağlasın? Bu bir tek durumda mümkün olabilir: Çin’in elde edeceği
uzun vadeli ciddi stratejik çıkarlar, ayrıcalıklarla. Yoksa bu haliyle, bu
projeye metelik vermez. Halkın karşı olduğu ve sanırım çevre ülkelerin de büyük
tepkisini çekecek olan böylesine akıl dışı bir işe bulaşacaklarını hiç
sanmıyorum. Diğer taraftan, çevrecilik şampiyonluğu hazırlıkları yapan Çin, bu doğa
katliamına bulaşırsa kendi kendini yalanlamış olur.
Çin’in (altyapı
firmalarının) yurtdışında yürüttüğü projeler hakkında ilk bilmemiz gereken,
(genellikle) hazır projelerin müteahhitlik işlerini yapmadıklarıdır. Bunun
yerine, projeleri kendileri hazırlar ve onaya sunarlar; fakat üstünde ciddi
değişiklikler yapılmasına pek izin vermezler. Varsayalım ki bu işe bir şekilde
bulaştılar. Bu durumda (1) Çin’in diğer ülkelerde yürüttüğü projeler için
sağladığı finansmanın (faiz + açılan krediyle Çin’den makine-ekipman alımı da
düşünüldüğünde) çok pahalı bir kredi olduğunu anlayabilen, (2) ödenemeyen
kredilerin peşi sıra nelerin gelebileceği hakkında fikri olan ve (3) Çin’in
finanse ettiği yurtdışı projeler için sözleşmede mutlaka “Anlaşmazlık durumunda
yetkili mahkemeler Pekin’deki filanca mahkemeleridir” maddesinin yer aldığını
bilen var mı? Son olarak, Çin için Batı -özellikle Avrupa- ile dengeli
ilişkilere sahip ve “güvenilir” bir Türkiye anlamlıdır. Neredeyse tüm dünyayla
kavgalı ve artık ilişkileri düzeltebilme kapasitesi de olmayan, güvenilmez, dışlanan,
bölgesinde ise bir nefret objesine dönüşmüş, kurumları çökmüş (eski diplomat
dostum Hua’ya göre “Devlet olma iddiası boşa çıkmış/iddiasından vazgeçmiş”) bir
yerin Çin için de pek bir anlamı yoktur. Bir de “İflasın eşiğindeki bir
ekonomiye kim o kadar büyük bir kredi açar?” sorusu var ki, buna da (yalan
üretmekten zaman bulabilirlerse) ekonomi yönetimi cevap versin.
Bence, kanal açarak
ülke kaynaklarını yağmalamanın kara kalabalığı efsunlayan bir (demagojik)
getirisi de olmalı. Örn, “Yedi düvele karşı kazmayı vurup Avrupa’nın doğu
sınırını değiştiren dünya şeysi” olmak gibi… Fakat burada ufak bir pürüz var: Bu
sınır değişikliği için boğazın doldurulması gerekir. Üstüme vazife değil ama bu
konuda bir önerim var: Çıkan hafriyatı boğazı doldurmak için kullanabilirler.
Üstüne de birkaç büyük cami dikerlerse Kanal yağmasından kazandıkları tonlarca
günahtan arınmış olurlar. Gerçi günah (siyasal) İslamcıların korktuğu bir şey
değil; arınmasalar da olur…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder