09 Aralık 2109 tarihli BirGün gazetesinde yayımlanmıştır
1967’de Hong Kong’da
(HK) yedi ay kadar süren isyanı doğru anlayabilmek için o günlerin dünya ve HK için
nasıl bir dönem olduğuna bakmamız gerekiyor.
(1) Batı’da 1968 anti-kapitalist
başkaldırısının sarsıntıları başlamıştır. ABD’de ise Vietnam savaşına karşı
protestolar yükselmektedir. Bu asi-sol ruh, HK’da İngiltere kolonisi karşıtlığını
beslemektedir. (2) Mao’nun 1966’da Çin’de başlattığı “Kültür Devrimi”nin ateşi
HK’u da sarmıştır. 1956 olaylarından sonra, Çin Komünist Partisi (ÇKP), HK’da
örgütlenmeye özel bir önem vermiş ve işçi sınıfı içinde ciddi bir güce
ulaşmıştır. Bu örgütlü güç sayesinde, HK sokakları İngiltere karşıtı
gösterilere sahne olmakta ve Kültür Devriminin sloganlarıyla çınlamaktadır.
İngiltere, o
yıllarda HK’da “en beceriksiz koloni yönetimi” ödülünü almayı hak eden bir
yönetim sergilemektedir. İngiliz yöneticiler açıkça ırkçılık yapmaktadırlar. Çinlilerin
şehirde sadece ara-niteliksiz işler yapmasına izin vardır. Koloni yönetiminde bir
pozisyonda görev almaları ise mümkün değildir. Bütün hükümet belgeleri,
yasalar, resmi yazışmalar, duyurular, eğitim vs sadece İngilizcedir. Tüm
bunların üstüne, bir de ABD’nin HK’u Vietnam savaşı için bir askeri üs olarak
kullanması insanların öfkesini bilemektedir.
Sonunda biriken
enerji bir yerde patlar… 1967 yılının Mayıs ayı başlarında, HK’un Kowloon
bölgesindeki bir fabrikada çalışan işçiler iş yükünün azaltılması için işverene
sendika temsilcilerini gönderirler; fakat talepleri reddedilir. Bunun üzerine işçiler
üretimi durdurarak direnişe geçerler. İşveren polisi çağırır. Polisin saldırısı
nedeniyle çok sayıda işçi yaralanır ve sendika temsilcileri dâhil yirmi kadar
çalışan tutuklanır. Tabii ki her şey İngiltere koloni hükümetinin bilgisi ve yönlendirmesiyle
olmaktadır. Yükselen toplumsal memnuniyetsizlik ve muhalefeti polis/devlet
zoruyla bastırabileceğini zanneden tüm zorba ahmakların izlediği yolu izleyen
koloni hükümeti, böylece kendi yıkımının fitilini de ateşlemiştir.
Huzursuzluk gittikçe
büyür ve bir ay sonra, 7 Haziran’da, grevler bir alev gibi bütün HK’a yayılır
ve sokaklar büyük gösterilere sahne olur (Bu yüzden, “7 Haziran sendika
direnişi” olarak bilinir). Polisin sert müdahalesine zaman içinde göstericiler
de basit patlayıcılarla karşılık vermeye başlar. Hükümet iki kez sokağa çıkma
yasağı ilan eder ama işe yaramaz. Çatışmalar gittikçe şiddetlenir ve HK’un her
tarafına yayılır. Göstericilerin ilk başlarda kullandıkları basit patlayıcılar bu
arada bubi tuzaklı ve ciddi zarar veren bombalara dönüşür. Sıradan sokak
gösterileri bir-iki ay içinde şehir gerillacılığına evrilmiştir. HK hükümeti
bunda Çin’in rolü olduğundan söz etmektir (bir ölçüde doğru). Geceleri
Shenzhen’den (Çin’in HK sınırı) HK’a gruplar halinde sızan silahlı “Halkın
Muhafızları”ndan yakınmakta ve Çin’den bu sızmaları önlemesini istemektedir.
İsyan yedi ay kadar
sürer. Durum öyle bir al alır ki, HK’li zenginler kenti terk edip Tayvan,
Singapur vs giderler ve basına “HK artık kaybedildi, komünistlerin iktidara el
koyması an meselesi” gibi demeçler verirler. Arşiv kayıtlarında, İngiltere ile
HK Koloni Hükümeti arasında yapılan “HK’u Çin’e 30 yıl erken devretmeli miyiz?
Belki de HK’u terk etme zamanımız gelmiştir” içerikli yazışmalar yer alıyor.
Çin Başbakanı Zhou
En-lai’ın (Co/Zo En-lay) 1967’nin Aralık ayı ortalarında yaptığı “Gösterilere
son verin” çağrısı üzerine isyan sona erer. Bu çağrının İngiltere’nin Çin’den
talebi üzerine yapıldığını artık biliyoruz. İngiltere’nin bu talebine karşılık
Çin, “HK’u Vietnam’a atlama tahtası olarak kullanan ABD’nin ayağının HK’dan
kesilmesi; HK koloni yönetiminde Çinlilerin söz sahibi olması için reform
yapılması; İşçi haklarının iyileştirilmesi için yasal düzenleme yapılması; tutuklananların
serbest bırakılması; HK’ta Çin’e karşı düşmanca faaliyetlere izin verilmemesi” gibi
talepler öne sürer. Nitekim olaylar durulduktan sonra İngiltere, reformlara
girişir. HK’nin bugünkü siyasi yapısı büyük ölçüde o reformların eseridir.
Fakat HK sokaklarını şiddete boğan Kuomintang torunları (faşistler) bu yakın tarihi
bile bilmeyecek kadar cahiller.
Not: 1997’de
HK’un Çin’e devredilmesinin ardından, HK burjuvazisinin Deng Xiaoping (Dıng
Şiyavping)’in ÇKP’si ile işbirliği yapıp apar topar Çin’e taşınmasının bir
nedeni HK’daki bu örgütlü ve güçlü işçi sınıfıdır. Deng’ın amacı o pek sevdiği
ifadeyle (HK’daki) “üretici güçler”i zayıflatmak ve HK’u Çin’e mecbur etmekti.
HK burjuvazisinin amacı ise ÇKP’nin Çin’de sunduğu ucuz ve örgütsüz işgücü,
kolay ve bol kredi, devlet desteği gibi sınırsız olanaklardan yararlanmaktı. Yani
amaçlar örtüştü… Bu sayede hepsi büyük üreticilere dönüştüler. Bunların
bazıları şimdi ÇKP üyesi.
Tarihçi
Gao’ya göre (ve bana göre de), Deng, bir komünist değildi. Onun sosyalizmden
anladığı şey bir tür otoriter devlet kapitalizmiydi (Sovyet kalkınma modelini
bu gözle değerlendirdiği için yakınlık duymuştur); kamucu değil devletçiydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder