Ferdinand Marcos
diktatörlüğünden (1965-86) önce de, model yerel veya bölgesel politikacıların
küçük suçluları veya mafiyöz kişileri kendi savaş ağaları çetelerine dâhil etmeleri
şeklindeydi. Amaç, bu mafiyöz kişileri yasadışı kumar, fuhuş veya koruma
şantajı gibi kârlı gizli/yasadışı faaliyetlerine güç katmak, kontrol etmek ve
genişletmek için kullanmaktı. Bu mafiyöz kişi-yapılar yurttaşların ekonomik
değerlerini zorla almak için ek mekanizmalar olarak kullanıldılar ve el
konan/gasp edilen değerler giderek daha pahalı hale gelen seçim
mücadelelerinde kullanıldı.
1980'lerin başında Ferdinand
Marcos'un diktatörlüğü, hükümetin "mafyalaşmasında" bir başka önemli
adımdı. Ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde rekabetçi siyasetin kaybı zaten
yetersiz olan kontrollerin aşınmasına yol açtı. Hükümet mekanizması, toplumsal
artı değere erişimlerini kriminal yöntemlerle genişletme peşinde olan bölgesel
ve yerel siyasi klanlara yöneldi. Marcos'la bağlantılı siyasi klanlar, yasa
dışı kumar, fuhuş ve uyuşturucu gibi faaliyetlerin örgütlenmesini ve kontrolünü
- taşra ve bazı durumlarda bölgesel - yeni bir düzeye getirmeyi başardılar.
Aynı
zamanda, Marcos yıllarına damgasını vuran yönetim mekanizmasının genişlemesi ve
merkezileşmesi, orta sınıf veya alt orta sınıf bürokratlar için ekonomik
hareketlilik açısından büyük fırsatlar yarattı. Geleneksel elitlerin toprak ve
özel sektör üzerinde sıkı bir denetim sürdürmeleri nedeniyle, devlet, daha
mütevazı sınıflardan gelen inatçı ve hırslı unsurlar tarafından girişimcilik
için tercih edilen arena haline geldi. Karteller veya ortaklıklar, yalnızca
Ulusal Gelir Bürosu ve Bayındırlık ve Karayolları Kurumları gibi geleneksel
yolsuzluk lağımlarında gelişmekle kalmadı, aynı zamanda tarım reformu, enerji,
eğitim ve doğal kaynaklar gibi diğer kurumlarda da ortaya çıktı.
Ekonomik büyümeyi 1983'ten
1993'e kadar neredeyse sıfıra indiren ekonomik kriz, Başkan Corazon Aquino ve
Fidel Ramos gibi en üst düzey yöneticilerin kişisel dürüstlüğüne rağmen,
hükümetin özel sermaye birikimi alanı olarak konumunu daha da çekici hale
getirdi. Gerçekte, Aquino yönetiminde, farkında olmadan, büyük bir rüşvet alanı
yaratan bir hükümet yeniden yapılanması yürütüldü. Ülkenin doğal kaynaklarının sömürülmesini teşvik
Marcos komutasındaki güvenlik
güçlerinin aşırı genişlemesinin sonuçları da benzer şekilde tahrip ediciydi.
Üniformalı seçkinlerin çoğu, ya diktatörün yerel ya da ulusal yandaşları için tetikçi/fedaileri/göz
korkutucuları olarak kendilerini kiraya verdiler ya da yeni siyasi rol ve
statülerine uymayan maaşları için yeni yasadışı gelir kaynakları oluşturdular.
Marcos rejimi sona erdiğinde, askerler ve ateş gücü üzerindeki komutanın/kontrolün/egemenliğin,
fidye almak için zenginleri, özellikle zengin Çinlileri kaçırmak şeklinde
başarılı girişimciliğe dönüştürülebileceğini keşfeden sadece birkaç subay değildi.
Bu son derece karlı işi neden küçük gangsterlere bırakalım diye düşündüler?
Marcos'u deviren 1986 Halkın Gücü Devrimi'nden sonra güçlerinin ve
politikacılardan aldıkları paranın azalmasıyla ve Aquino yönetimi altında
derinleşen ekonomik krizle birlikte, adam kaçırma işinin organizasyonu ordunun
ve polisin komuta zincirinde daha da yukarılara tırmandı. Sıradan gangsterler bankacılık sistemi içindeki olası
hedeflerin net değeri hakkında içeriden bilgi edinmeyi içeren karmaşık
operasyonları yapamazlar. Aslında, sıradan gangsterler ordudan ve polisten
bağımsız olarak örgütlenmeye çalıştıklarında, üniformalı adamların rekabete
tahammül etmeyeceğini zor yoldan öğrendiler. Birkaç yıl önce
yeni ortaya çıkan Kuratong Baleleng Çetesi bunlardan biriydi ve tamamen ortadan kaldırıldı. Bu operasyon, şu anda ülkenin en iyi polis
memuru sayılan (fakat Başkan Estrada ile yakın ilişki içindeki) Panfilo Lacson gibi güvenlik uzmanları tarafından gerçekleştirildi.
Sosyolojik açıdan bakıldığında,
yasadışı kumar şantajı ganimetinin bölüştürülmesiyle ilgili ortaya çıkan en
ilginç sonuç, Estrada yönetiminin bu suçu cumhurbaşkanlığı altında
merkezileştirmesidir. Estrada yönetiminde, yasadışı kumar gibi en kârlı
suç faaliyetleri, Başkan'dan en küçük yasadışı kumar oynatıcısına kadar uzanan
bir gizli bürokrasisi ile rasyonalize edilecekti. Bu gizli bürokrasi hükümetin
resmi hiyerarşisi ile paralel çalışacak ve kilit noktalarda iç içe geçecekti.
Yasadışı kumar skandalında ortaya çıkan şey muhtemelen buzdağının görünen
kısmıydı. Fuhuş, uyuşturucu ve adam kaçırma dünyası da Estrada kontrolünde eşit
derecede merkezileşme yolunda mıydı? Pek çok Filipinli, öyle olduğuna ikna
oldular ve görevden alınan Başkan'ın uyuşturucuyla ilgili finansal ilişkisi
hakkında Senato duruşmasında ortaya çıkabilecek açıklamaları bekliyorlar.
Estrada projesi kesintiye
uğramasaydı, Başkan hem devletin hem de yeraltı dünyasının zirvesindeki kişi
olacaktı. Bu gerçek Estrada Devrimiydi - ve Filipinliler adamın aptal olduğunu
düşünmüştü! Estrada'yı görevden almak, muhtemelen Filipin devletini suçtan
arındırmanın-yasallaştırmanın yalnızca ilk adımı olacak. Filipinlilerin karşı
karşıya olduğu şey, çok ilerlemiş ve değişen derecelerde merkezi olarak
kurumsallaşmış bir hastalıktır. Bir sonraki Başkan’ın yeraltı dünyasıyla ilişki
açısından şüpheden uzak olması bu yüzden önemlidir. Birçok insanın Başkan
Yardımcısı Gloria Macapagal-Arroyo'nun göreve gelmesinden endişe duymasının ana
nedeni, onun ülkenin en büyük yasadışı kumar lordlarından biri olarak bilinen
bir adamın çocuğunun (Bong Pineda) vaftiz annesi olmasıdır. Ritüel yakınlık son
derece yakın kişisel bağların göstergesidir ve biz Filipinliler, Estrada'yı
Filipin devletinin "mafyalaştırılmasını" tamamlayabilecek birine yer
açmak için kovmayacağımızı biliyoruz.
Kaynak:
The
Walden Bello
Frontline, Volume 18, No. 1, 6-19 January 2001
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder