06 Ocak 2019 tarihli BirGün Gazetesinde yayınlanmıştır
Üstlendiği emperyalizmin
BOP projesi taşeronluğu iflasla biten, Ortadoğu-Arap dünyasından dışlanan ve
dolayısıyla bölgede liderlik fantezisi gerçeğin duvarına çarpan nev-zuhur
Osmanlı şimdi Asya’da nüfuz alanları arıyor. İllaki bir şekilde liderlik
taslayacaklar, hem de bu çapsızlıkla ve üstelik iflasa sürükledikleri bir ekonomiyle…
Göz diktikleri nüfuz alanlarından biri de 300 milyon Müslüman nüfusuna sahip
Hindistan coğrafyası (Hindistan, Pakistan ve Bangladeş'ten oluşan bölge). Yakında orada da bozguna uğrayacaklarına bahse girerim.
Hindistan’ın en
nüfuzlu Müslüman ailelerinden birinden gelen eski dost Mahboub, şunları
söylüyor: “Hintli Müslümanlar bugüne kadar sadece bir tek Müslüman lidere,
Mustafa Kemal Atatürk’e, taparcasına saygı duydular. Halen birçok Müslüman’ın (hatta
Hindu’nun da) evinde bir Atatürk resmi asılıdır. Tarihte İngilizlere en ağır
yenilgiyi yaşatan Atatürk, İngiliz emperyalizminden çok çeken Hintlilerin de
kahramanıdır. Bizim için Türkiye demek Atatürk demektir. AKP, bu Atatürk sevgimizi
kullanarak Hint Müslümanları arasında nüfuz kazanmaya çalışıyor. Birkaç (İngiliz
dostu) yobaz mollayı ve ucuz yazarı satın alarak bunu yapamazlar. Çünkü bize
din üzerinden hamilik taslamaya çalışanların aslında İngiltere adına konuştuğunu
biliriz. İslamcılığın ve İslamcıların gerçek sahibi İngiliz emperyalizmidir. Batıyla
işbirliği yapıp Müslüman Arap coğrafyasını yangın yerine çeviren, ülke
savunması için emperyalizmle savaşan M. Kemal’in ordusunu ABD’nin Ortadoğu
lejyonuna çevirmeye çalışanlara saygı duymamız için bir neden yok. Ülkeyi
yağmalayıp ağır bir ekonomik krize soktuklarını da tabii ki biliyoruz. Müslüman
dünyaya liderlik-hamilik taslayacaklarına aynaya bakmalılar”. Bence, bu lafları
eden Mahboub da millettin bir ferdi sayılmamalı…
Uzay
ajansı, İslami uzay
Bir Hong Kong TV
kanalında haber yapımcısı olan David’in “Sizinkiler uzay ajansı kurdu” müjdesini
okuyunca o kadar sevindim ki, hülooğğğ çekesim geldi.
Ajansın bilim
dünyasına “Yok artık!” dedirtecek nice araştırmaya imza atacağına eminim. Örn. zamanda
(Bell laboratuarları gibi) yeteri kadar geri gidebilirlerse, Hz. Nuh’un cep
telefonu sinyalini bile yakalayabilir ve oğluyla arasında geçen konuşmayı
deşifre edebilirler. Böylece, “ahlaksız Batı”nın bilimi İslam âleminden
arakladığını dünya-âleme ispat edebilirler. Daha da ilginci, bir türlü kuyruğunu
tutamadıkları Şeytan’ın izine uzayda rastlayabilirler. Ne de olsa karargâhı uzayda
bir yerlerde… (Bence, Şeytan çok yakınlarında. Kendi ruhlarına bakabilseler görecekler).
Diğer beklentim,
“Konyalı bilim adamları”nın yarattığı “hem savaş helikopteri hem de tank
olabilen ve görünmezlik özelliğine de sahip “İslamcı halüsinasyonların” seri
üretimini başlatması. Bu onaylı bir proje olduğu için seri üretimi zaten çoktan
başlamalıydı. Şöyle ki; bir AKP toplantısında bir Milli ve Yerli “yeni elit” söz
alıp bu tank-helikopter zırvasına övgü düzmüş. “Bu zırvayı uyduran, inanan ve
yayanları akıl hastanesine yatırın” demesi gereken malum zat ise övgü düzene teşekkür
etmiş. O kadar yani…
“Niye alay
ediyorsun, İslamcılar bilim yapamaz mı?” demeyin. Yapamazlar. Üstelik dünyada
saygınlığı olan ülkenin yüz akı bilim kurumlarını kasten çökertirler. Ancak
ilahiyat-diyanet içerikli masal-martaval külliyatı üretebilirler, daha
fazlasını değil. İçlerinden bilim (ve sanat ve felsefe) yapabilecek çapta bir
kişi bile çıkmaz. “Hazır çeşme akıyorken testiyi dolduralım” düşkünlüğüyle
davranacak kadar onursuz, normalde ıskarta sayılması gereken yanaşmalar da
bunlara dâhil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder