17 Ekim 2018 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır
“Beyaz Adam”ın manipülatif Batı
basınına göre, ÇKP’yi eleştirmek belaya davetiye çıkarmak demek. ÇKP polisi eleştiri
yapanı yakalar, mahkeme sorgusuz sualsiz tutuklar, bir cezaevinde atılır ve
unutturulur, hapiste çürür... Anlatılan distopya kabaca böyle bir şey. Yani emperyalist
Batı’nın komünizm düşmanlığı oluşturmak ve yaymak için uydurduğu kara
propagandanın bugünkü Çin’e uyarlanmış hali…
Bu kara propagandanın
günümüzdeki gönüllü yaygaracıları kapitalizmin kullanışlı maymuncuğu
liberaller. Sağcıları kimse ciddiye almadığı, söylediklerine değer vermediği
için bu pis işi liberaller üstlenmiş durumda. Bu kadar karalama çabası Çin’in
Batı kapitalizmine karşı güçlü ve baş edilemez bir rakip olarak ortaya
çıkmasından kaynaklanıyor, komünist olmasından değil. Yoksa Çin’in bildik
anlamda bir sosyalist ülke olmadığını Batı kapitalizmini yeniden üretme vazifesi
üstlenen bu liberal tayfa tabi ki biliyor.
Peki, ÇKP eleştirilemez mi,
eleştirenlerin başına ne gelir? ÇKP kongrelerini izleyebilenler ve yayınlarını
okuyabilenler birçok “içeriden eleştiri” ile karşılaşırlar. Eleştirinin gelişme
ve yenilenmenin anahtarı olduğunu bilmediklerini sanmak ÇKP’yi hafife almak
olur. Sorun eleştirinin hangi perspektiften yapıldığıdır.
Marksist, sosyalist soldan eleştiriler “doz aşımı -sataşma, karalama vs”
içermiyorsa genellikle “içeriden eleştiri” kabul edilir. Aralarında
tanıdıklarım da olan “Yeni Solcular” olarak bilinen her renkten muhalif komünistin
yaptığı ÇKP eleştirileri hafife alınacak cinsten değil. Ama başlarına bir şey
geldiği de yok. Çoğunluğu akademisyen olan bu insanlar akademik çalışmalarına
devam ediyorlar. Çin, dünyaya madara olmuş İslamcı ilkellerin Yeni Türkiye’si
mi ki polisi, savcısı, yargısı muhalifleri bir suç uydurup içeri tıkmak için pusuda
yukarıdan işaret bekliyor olsun…
ÇKP’ye göre “Burjuva
liberalizmi”nin (kapitalizmin) değerlerine yaslanarak yapılan “salvolar” ve
eylemler eleştiri değil sosyalizm ve dolayısıyla ÇKP ve Çin karşıtlığıdır. Devletle
siyasi nedenlerle başı derde girenler genellikle bu grupta yer alanlar. Benim
“bazı sosyalist uygulamalar da içeren bir tür devlet kapitalizmi veya onun gibi
bir şey” olarak tanımladığım “Çin’e özgü sistem”, ÇKP’ye göre “Çin’e özgü
sosyalizm”dir. Üretici güçleri geliştirmek için kapitalizme özgü bazı yöntemler
kullandıklarını ve bunun sosyalizme-Marksizm’e bir katkı olduğunu düşünüyorlar.
Bu sistemin sosyalizm olduğuna gerçekten inanıyorlar ve “kapitalizme, burjuva liberalizmine
yaslanarak yapılan salvoları ve eylemleri” ifade özgürlüğü olarak anlamıyorlar.
Bir de çıkar ilişkilerine
çomak sokarsanız ve edindiğiniz bilgileri özellikle Batı basını aracılığıyla dünyaya
duyurursanız, başınız dertte demektir. Bir yetkilinin birkaç yıl önce gazetecilere
söylediği şu cümle konuya bakışlarını özetliyor: “Yolsuzluk konusunda sadece Partinin
yetkili organları, polis ve savcılarla işbirliği yapın”. Bakalım yolsuzlukla
mücadelenin yalnızca devlete yani yolsuzluğu üreten kaynağa bırakılamayacağını ne
zaman anlayacaklar.
Büyük yıldıza
dokundular
Çin’in en popüler ve en çok
kazanan sinema oyuncusu Fan Bingbing’e kazancını yanlış beyan ettiği ve böylece
370 milyon Yuan (55 milyon Dolar) eksik vergi ödediği için 479 milyon Yuan (70
milyon Dolar) vergi cezası kesildi. Vergi cezasını ve eksik ödediği vergi
tutarını (70+55 milyon Dolar) yasal süre içinde öderse, ayrıca ceza davası açılmayacak
(ilk cezası olduğu için).
Birkaç gün önce, Bingbing, “Çok
utanıyorum ve herkesten özür diliyorum. Bu cezayı kabul ediyorum, suçluyum. Devlet
ve halkın desteği olmadan bugünkü başarıma ulaşamazdım. Komünist Parti ve
devletin iyi politikaları ve halkın sevgisi olmadan Fan Bingbing de yoktur”
açıklaması yaptı.
Son birkaç yıldır giderek
zorlaşsa da, vergi kaçırmak Çin’de yaygın bir alışkanlık sayılır. Yeni vergi
reformunun yürürlüğe girmesinden önce çok popüler bir oyuncuya yönelik bu soruşturma
bundan sonra vergi kaçıran kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağına dair bir uyarı.
Devlet Vergi İdaresi
yetkilisi, Bingbing’e kesilen cezayı açıklarken eğlence sektörüne dönük bir uyarı
da yaptı: “Diğer kişi ve firmalar da vergisi ödenmemiş gelirlerini beyan etmedikleri
takdirde incelemeyle karşı karşıya kalabilirler. Yıl sonuna kadar beyanda
bulunanlar ödenmemiş vergi tutarı haricinde bir ceza ödemeyecekler” dedi.
Eminim hepsi hileli vergi beyanlarını düzeltmek için sıraya girecektir.
Gelir vergisi
indirimi
Sonunda yeni vergi reformu
yürürlüğe girdi ve “gerçek kişiler” için gelir vergisi tabanı aylık 3500
Yuan’dan (505 Dolar) 5000 Yuan’a (725 Dolar) yükseltildi. Aylık geliri 20,000
Yuan’ın (2900 Dolar) altında olanlar yüzde elli civarında bir vergi
indiriminden yararlanacaklar. Çin’de gelir düzeyi yükseldikçe artan bir gelir
vergisi sistemi var (en yüksek oran yüzde 45). Vergi indiriminden yararlanacak
olanlar yüzde 10-25’lik gelir vergisi diliminde yer alanlar. Reformu anlamlı
kılan da zaten alt, alt-orta gelir gruplarına yani toplumun oldukça büyük bir kesimine
yönelik olması.
Bir ÇKP yetkilisi, “Reform,
refahın topluma yayılmasını ve özellikle düşük gelirlilerin yaşam standardını
yükseltmeyi amaçlıyor. Ayrıca, tüketimi artırarak ekonomik büyümeye önemli katkı
yapacaktır” dedi. Yani ticaret savaşlarından bir ölçüde etkilenen üretimi iç
tüketimi artırarak telafi etme çabasından bahsediyor.
İnternet
bağımlılığı yüzde 10
Batı’nın psikiyatri literatürüne
birkaç yıl önce giren “İnternet bağımlılığı”nın yolu sonunda Çin’e de düştü. “Ergen
Sağlığı Eğitim Kılavuzu”nun son revizyonunda “İnternet bağımlılığı” bir
psikolojik bozukluk olarak tanımlanıyor ve tanı ölçütleri yer alıyor.
Bir uzman psikologa göre,
ergenler arasında “İnternet bağımlılığı” dünya genelinde yüzde 6, Çin’de ise
yüzde 10 civarında. Aradaki yüzde 4’lük fark akademik olarak ele alınması gereken
ciddi bir konu. Çinlilerin içe dönük insanlar olmaları, dünyaya internetten açılmaya/anlamaya
çalışmaları… Bunlar ilk aklıma gelen etkenler.
Mahkemeler
kapatılmalıdır
“Yeni Türkiye”de yargı
giderek gereksiz bir kuruma dönüşüyor. Bu gidişle muhalifler için suç uydurup
içeri tıkmaktan başka bir işlevi kalmayacak.
Bursa’daki bir arazinin
kamulaştırma bedeli için bedel tespiti davası açmıştık (Karacabey 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi. Dosya no: 2017/674). Mahkeme kamulaştırma bedelinin düşük
tespit edildiğine karar verdi. Fakat, nasıl bir hukuk dalaveresiyse,
Karayolları tespit edilen bedeli ödemediği için hâkim davanın reddine karar
vermiş. Karar, “Karayolları mahkeme kararını takmıyor. Bu yüzden adalet tecelli
etmeyecek” demek istiyor. “İstinaf mahkemesine gidin” yani “Derdinizi Marko Paşa’ya
anlatın” diyor.
Ruhumda münafıklık olsa,
elbirliğiyle kotarıldığı belli olan bu karardan şu sonuçları çıkarırdım:
Artık devlet kasasından
yandaş-yanaşma dışında kimseye bir kuruş yok. Bu kadar adamı beslemek kolay mı
sanıyorsun…
16 yıl sonunda ülkeyi iflas
ettirdik, ödeyecek para yok.
Devlet, mahkemeleri-mahkeme
kararlarını takmıyorsa, bize “siz de takmayın” demiş olmaz mı…
Devlet bize borcunu
ödemiyorsa, biz niye devlete borç ödeyelim…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder