15 Ekim 2017 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır
İlk karşılaştığımda, bir yönü
trene giden diğer yönü oturduğum semte dönen köprünün üstünde Hong Kong (HK) halkına
nutuk çekiyordu. Biraz anlayabildiğim HK Çincesiyle (Cantonese) evlilik kurumu
ve boşanmalar üzerine konuşuyordu. “Kadınlar iş hayatına katıldıkları,
çalıştıkları için erkekleri takmaz olmuşlardı. Bu yüzden aile birliği, mutluluğu
bozulmuş ve boşanmalar artmıştı. Çalışan kadınlar ilk görevleri olan annelik
sorumluluğunu unutmuştu. Otuz yaşını geçmiş ama evlenmek istemeyen çok sayıda kadın
vardı. Erkekler evlenecek kadın bulmak için Çin’e hatta Vietnam’a gidiyorlardı…”
Sonraki beş yıl boyunca, gıda sorunundan ulaşıma kadar birçok konuda nutuk
attığına tanık oldum. HK’ta çok sorun vardı ve sürekli yeni sorunlar ortaya
çıkıyordu. O’da ahalinin göremediği, farkında olmadığı bu sorunlar hakkında onlara
yol göstermeyi kendine vazife edinmişti.
Kalabalıktan durup dinleyen
olmadığı halde, her konuşmasını büyük bir ciddiyetle sürdürüyor, bir nevi ilahi
kudret yüklü olduğuna ve her işiteni büyülediğine inandığı o sesini duydukça adeta
aşka geliyor ve coşuyordu. Bir ara eski konuşmalarının yaptığı etkiye dair birkaç
cümle ettiğini duydum. Sözlerinin insanlar üstünde etkili olduğuna inanıyor ve
bunun için kanıt da buluyordu. Sadece çok az insanın düşünebileceği önemli
konulardaki düşüncelerini ahaliye sebil niyetine sunmaktan veya kuşyemi gibi
serpiştirmekten büyük gurur duyuyor ve böylece önemli biri olduğuna dair inancı
daha da pekişiyordu. Konuştuklarında mantıksal tutarlılık ve anlamlı içerik
aramak boşunaydı. Çoğu zaman birbiriyle çelişen kalın kalın cümlelerle önemli
konularda büyük laflar ettiğine inanıyordu. Oysa, yaşamın kendi aklından-küçük
dünyasından ibaret olduğuna inanan her “önemli adam” gibi, çoğunlukla basmakalıp
konuşuyor veya saçmalıyordu.
Hedef kitlesine “HK’lu
kardeşler” veya “HK’lu yurttaşlar” diye hitap ediyordu. Anladığım kadarıyla, bu
“kardeşler” ve “yurttaşlar” içinde Çinliler dışındaki HK vatandaşları yoktu.
Zira bir seferinde, “Beyazlar, Hintliler ve diğerleri yüzünden HK’luluk değerleri
yok oluyor” demişti. Milliyetçilik damarı aşikârdı ama galiba imanı sağlam biri
değildi. Bir konuşmasında din adamlarına, “Bir gün olsun ter dökerek para
kazanmamış asalaklar” diye sataştığını hatırlıyorum.
Bu “önemli adam”ın bir
kırmızı çizgisi vardı: Sorguya çekilmek gibi algılıyor olsa gerek, soru
sorulmasından hiç hoşlanmıyordu. Arada bir (takılmak için) soru soran
olduğunda, “Konuşmamı dinle hepsini anlatıyorum” diye ayar veriyordu.
“Şemsiye Devrimi/Hareketi”
günlerinde (26 Eylül 2014’te başladı) ilk bir iki gün kendi gündemine ait
konularda nutuk atmaya devam etti. Katılımın arttığı ve protestoların yükseldiği
o günlerden birinde o da konuya dâhil oldu; ama yanlış yerden. Bu “önemli adam”
yanlış tarafta yer almıştı. Bir akşamüstü onun için daimi miting meydanı sayılan
yerde “Şemsiye Devrimi Hareketi”nin Çin’in kışkırtması ve hareket liderlerinin
de “Emperyalist Çin’in ajanları” olduğunu söyledi. O günkü konuşmasını bu iddia
üzerine kurmuştu ki, saçmalamanın bu kadarı o sakin ve saygılı HK’luları bile çileden
çıkardı. Gözümün önünde tartaklandı ve hakarete uğradı. Yere düştüğünde öylece
bıraktılar. Yerden kalkmasına, toparlanmasına yardım eden kimse çıkmadı. Bir
daha nutuk çektiğini görmedim, başka gören de olmadı. Kendisine HK halkını irşat
etme vazifesi ihdas etmiş “özel yaratılmışlardan” olan bu “önemli adam”ın gururu
kırılmıştı. HK’lulara büyük bir ceza kesti ve onları irşat etmekten vazgeçti. Ahaliyi
kaderiyle baş başa bıraktı. HK halkını bilmem ama ben yokluğunu hissettim.
Memlekette bu zatla aşağı yukarı aynı frekanstan konuşanları izlemediğim için o
“eksikliği” bu “önemli adam”ın vaazlarıyla gideriyordum. Yeter ki “önemli adam”
dinleyip feyz almak gibi bir niyetin olsun, gerisi kolay… Yine de, onun yokluğunu
telafi etmek için memlekettekileri dinleme yoluna gitmedim. Yani o kadar da değil…
Geçenlerde trende gözüme
çarpan bir gazete haberi “Kimsenin takmadığı ‘önemli adam’ artık yok” diyordu. Oysa
o, HK’a nizamat verme aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Olmadı. Kadir bilmez HK milleti
yüzünden misyonunu tamamlayamadan ayrıldı bu âlemden. Gazetenin haber görseli
tam da onun tutarsız aklını yansıtıyordu: “Asalak dilenciler” diye sataştığı rahiplerden
biri cenazesi yakılırken başında dua ediyordu…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder