3 Ekim 2021 Pazar

Özellikle Çin’e Özgü bir Sosyalizm İnşa Etmek

Deng Xiaoping (Dıng Şiyavping), 30 Haziran 1984


Dörtlü Çete'nin saf dışı edilmesinden ve Çin Komünist Partisinin On Birinci Merkez Komitesinin Üçüncü Genel Toplantısından bugüne, doğru ideolojik, politik ve örgütsel çizgi belirledik ve bir dizi ilke ve politika formüle ettik. “Bu ideolojik çizgi nedir?” sorusunun cevabı, “Marksizm’e bağlı kalmak ve onu Çin gerçekleriyle bütünleştirmektir. Başka bir ifadeyle, yoldaş Mao Zedong'un savunduğu gibi, olgulardan hareket ederek gerçeği aramak -ve onun temel fikirlerini desteklemek”. Marksizm’e ve sosyalizme bağlı kalmak bizim için çok önemlidir. Afyon Savaşı'ndan sonra bir yüzyıldan uzun bir süre Çin, saldırganlık ve aşağılanmaya maruz kaldı. Devrimimizin başarılı olmasının nedeni, Çin halkının Marksizm’i benimsemesi ve yeni demokrasiden sosyalizme giden yolda devam etmesidir.

“Çin halkı kapitalist yolu seçseydi ne olurdu?” diye sorabilirsiniz. Kendilerini özgürleştirebilirler ve sonunda ayağa kalkabilirler miydi? Tarihi gözden geçirelim. Kuomintang, 20 yıldan fazla bir süre kapitalist yolu izledi. Buna rağmen, Çin halen yarı-sömürge, yarı-feodal bir toplumdu ve bu gerçek, bu yolun hiçbir yere götürmeyeceğini kanıtladı. Buna karşılık, Marksizm’e ve Marksizm’i Çin'in koşullarıyla bütünleştiren Mao Zedong Düşüncesine bağlı Komünistler, kendi yollarına gittiler ve kırsaldan kente doğru ilerleyip şehirleri kuşatarak devrimi başardılar. Bunun aksine, Marksizm’e inancımız olmasaydı ya da Marksizm’i Çin’in koşullarıyla bütünleştirmeseydik ve kendi yolumuzu izlemeseydik devrim başarısız olurdu ve Çin parçalanmış ve bağımlı kalırdı. Dolayısıyla, devrimde zafer kazanmamızı sağlayan itici güç Marksizm’e olan inancımızdı.

Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunda, eski Çin'den neredeyse hiç sanayisi olmayan harap bir ekonomi miras kaldı. Tahıl sıkıntısı vardı, enflasyon çok yüksekti ve ekonomi kaos içindeydi. Fakat nüfusun beslenme ve istihdam sorunlarını çözdük, emtia fiyatlarını sabit tuttuk, finans ve ekonomi alanlarını birleştirdik ve ekonomi hızla toparlandı. Bu temelde büyük ölçekli bir yeniden yapılanma başlattık. Neye güvendik? Marksizm’e ve sosyalizme güvendik. Bazıları neden sosyalizmi seçtiğimizi soruyor. Buna mecburduk diye cevap veriyoruz; çünkü kapitalizm Çin'i hiçbir yere götürmeyecekti. Kapitalist yolu seçmiş olsaydık, ülkedeki kaosu sonlandıramaz, yoksulluk ve geri kalmışlığı ortadan kaldıramazdık. Marksizm’e bu nedenle bağlı kalacağımızı ve sosyalist yolda devam edeceğimizi defalarca ilan ettik. Ancak Marksizm ile Çin’in koşullarıyla bütünleşmiş bir Marksizm’i ve sosyalizm ile de Çin’in koşullarına uyarlanmış ve özellikle Çin’e özgü bir sosyalizmi kastediyoruz.

Sosyalizm nedir ve Marksizm nedir? Geçmişte bu konuda çok net değildik. Marksizm, üretici güçlerin geliştirilmesine büyük önem verir. Sosyalizmin komünizmin birincil/ilk aşaması olduğunu ve ileri aşamada herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre ilkesinin uygulanacağını söylemiştik. Bu, son derece gelişmiş üretici güçler anlamına gelir ve çok büyük bir maddi zenginlik bolluğu gerektirir. Bu nedenle, sosyalist aşama için temel görev üretici güçleri geliştirmektir. Sosyalist sistemin üstünlüğü, son tahlilde, bu güçlerin kapitalist sisteme göre daha hızlı ve daha fazla gelişmesiyle kanıtlanabilir. Onlar geliştikçe insanların maddi ve kültürel yaşamları da sürekli gelişecektir. Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonraki eksikliklerimizden biri üretici güçlerin geliştirilmesine gereken önemi vermemiş olmamızdır. Sosyalizm, yoksulluğu ortadan kaldırmak demektir. Yoksulluk sosyalizm değildir, aksine, daha az komünizmdir.

Çin'in hâlâ az gelişmiş bir ülke olduğu göz önüne alındığında, üretici güçleri geliştirmek ve insanların yaşam standardını yükseltmek için nasıl bir yol izleyebiliriz? Bu bizi tekrar sosyalist yolda mı devam edelim yoksa durup kapitalist yola mı dönelim sorusuna getiriyor. Kapitalizm, Çin nüfusunun yalnızca yüzde 10'undan daha azını zenginleştirebilir; geriye kalan yüzde 90'dan fazlasını asla zenginleştiremez. Ancak sosyalizme bağlı kalırsak ve herkese yaptığı işe göre dağıtma ilkesini uygularsak, refahta aşırı eşitsizlikler olmayacaktır. Sonuç olarak, üretici güçlerimizin önümüzdeki 20 ila 30 yıl içindeki gelişme sürecinde hiçbir kutuplaşma olmayacaktır.

Politik çizgimiz, modernizasyon programına ve üretici güçlerin sürekli gelişimine odaklanmaktır. Bir dünya savaşı dışında hiçbir şey bizi bu çizgiden ayıramaz. Bir dünya savaşı çıksa bile, savaştan sonra yeniden yapılanmaya devam ederdik. Modernizasyon programımızın asgari hedefi, yüzyılın sonuna kadar nispeten konforlu bir yaşam standardına ulaşmaktır. Bunu ilk kez Aralık 1979'daki ziyareti sırasında eski Başbakan Masayoshi Ohira'ya söyledim. Nispeten rahat bir yaşam standardıyla, kişi başına düşen GSMH'nın 800 ABD Doları olmasını kastediyoruz. Bu sizin için düşük bir seviye ama bizim için gerçekten iddialı bir hedef. Çin'in şu anda 1 milyar nüfusu var ve o zamana kadar 1,2 milyara ulaşmış olacak. GSMH 1 trilyon dolara ulaştığında, kapitalist dağıtım ilkesini uygularsak, insanların çoğu yoksulluk ve geri kalmışlık batağına saplanmış olarak kalır. Ancak sosyalist dağıtım ilkesi, tüm insanların nispeten rahat bir yaşam sürmesini sağlayabilir. Bu yüzden sosyalizme bağlı kalmak istiyoruz. Sosyalizm olmadan Çin bu hedefe asla ulaşamaz.

Mevcut dünya açıktır. Batı ülkelerindeki sanayi devriminden sonra Çin'in geri kalmasının önemli bir nedeni de kapalı kapı politikasıydı. Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra başkaları tarafından ablukaya alındık. Bu yüzden ülke adeta kapalı kaldı. Bu da bizim için zorluklar yarattı. Son otuz (ya da daha fazla) yılın deneyimi, kapalı kapı politikasının inşayı engelleyeceğini ve gelişmeyi durduracağını göstermiştir. İki tür dışlama olabilir: Biri diğer ülkelere yönelik olacaktır; diğeri, kapılarına diğerlerine kapatan bir bölge veya bölüm olmaksızın, Çin'in kendisine yöneltilecektir. İki tür dışlama da zarar verici olacaktır. Hızlı gelişmemiz gerektiğini düşünüyoruz, ancak çok hızlı değil; çünkü bu gerçekçi olmaz. Bunun için iç ekonomiyi canlandırmalı ve dış dünyaya açmalıyız.

Çin'in gerçeklerinden yola çıkarak, öncelikle köylülük sorununu çözmeliyiz. Nüfusun yüzde sekseni halen kırsal alanlarda yaşıyor ve Çin'in istikrarı bu alanların istikrarına bağlı. Şehirlerdeki çalışmalarımız ne kadar başarılı olursa olsun, bu başarı kırsal kesimde istikrarlı bir temel olmadan pek bir anlam ifade etmeyecektir. Bu nedenle, nüfusun yüzde 80'inin girişimini tam olarak devreye sokmak için ekonomiyi canlandırarak ve orada açık bir politika benimseyerek başladık. Bu politikayı 1978 yılı sonunda benimsedik ve birkaç yıl sonra istenilen sonuçları elde ettik. Şimdi Altıncı Ulusal Halk Kongresi'nin son İkinci Oturumu, reformun odağını kırsal kesimden şehirlere kaydırmaya karar verdi. Kentsel reform sadece sanayi ve ticareti değil, bilim ve teknolojiyi, eğitimi ve diğer tüm çalışma alanlarını da içerecektir. Kısacası, ülkede reformları sürdüreceğiz ve dış dünyaya daha da geniş açılacağız.

14 büyük ve orta ölçekli kıyı kenti açtık. Yabancı yatırımı ve ileri teknolojileri memnuniyetle karşılıyoruz. Yönetim de bir tekniktir. Sosyalizmimize zarar verecekler mi? Muhtemel hayır; çünkü sosyalist sektör ekonomimizin temel dayanağıdır. Sosyalist ekonomik temelimiz o kadar büyük ki, sarsılmadan onlarca ve yüz milyarlarca dolar değerindeki yabancı fonu emebilir. Yabancı yatırım, kuşkusuz ülkemizde sosyalizmin inşasında önemli bir katkı işlevi görecektir. Şimdi olduğu gibi, bu ek destek vazgeçilmezdir. Doğal olarak, yabancı yatırımın ardından bazı sorunlar ortaya çıkacaktır. Ancak olumsuz etkisi, gelişmemizi hızlandırmak için yapabileceğimiz olumlu kullanımdan çok daha az önemli olacaktır. Sadece küçük bir risk içerebilir, çok fazla değil.

Pekâlâ, bunlar bizim planlarımız. Yeni deneyimler biriktirecek ve yeni sorunlar ortaya çıktıkça yeni çözümler deneyeceğiz. Genel olarak, seçtiğimiz yolun, biz bunu Çin’e özgü sosyalizm inşası olarak adlandırıyoruz, doğru olduğuna inanıyoruz. Beş buçuk yıldır bu yolu takip ettik ve tatmin edici sonuçlar elde ettik; gerçekten de, şimdiye kadarki gelişme hızı bizim tahminlerimizi aştı. Bu yolda devam edersek, yüzyılın sonuna kadar Çin'in GSMH'sını dört katına çıkarma hedefine ulaşabileceğiz. Böylece dostlarımıza artık daha da emin olduğumuzu söyleyebilirim.


Hiç yorum yok: