04 Nisan 2021 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır
Bir önceki yazımda, eski Dışişleri
Bakan yardımcılarından Yang Wenchang’ın Deng Xiaoping’in “Taoguang Yanghui”
özdeyişi hakkında (düşük profil benimse/düşük profilli ol ve zamanını bekle)
değerlendirmesinden söz etmiştim. Wenchang, bu ifadenin uluslararası toplum
tarafından yanlış yorumlandığını ve yanlış anlaşıldığını söylüyordu. Ona göre
“Bu iki kelimenin gerçek anlamını kavrayabilmek için geleneksel Çin
kültüründeki derin köklerine, geçmişte nasıl kullanıldığını bakmak gerekir.
Güney Hanedanı (MS 420-589) Prensi Xiao Tong, ‘taoguang’ terimini ilk kez
kullandığında, sosyal yaşamdan (günlük yaşamın oyalayıcı işlerinden) çekilmesi
gereken bilgeleri kastediyordu. Song Hanedanlığı’nda (960-1279) ‘yanghui’
ifadesinin ilk kullanımı, başarıyı hedefleyerek-izleyerek kendi kendini
yetiştirmeyi tanımlıyordu. Qing Hanedanlığının (1644-1911) sonlarına kadar, bu
iki terim (tek başına veya ikisi birlikte) serinkanlılık, ayrıntılı planlama ve
sıkı çalışma içeren düşük profilli davranışları ifade etmek için kullanıldı. Bu
ifade, uzak görüşlü hedeflere yönelik gösterişsiz ama gayretli çabalara
girişmek için içsel bir inancı içerir. Bu haliyle, ‘yousuo zuowei’ yani ‘bir
şeyi başarmaya çalışırken düşük profil benimsemek’ veya ‘bir şeye ulaşmaya
çalışmak’ için temel bir önkoşulu ifade eder. İntikam ya da saldırganlıkla
hiçbir ilgisi yoktur.”
Eski Bakan yardımcısının yukarıdaki
açıklamasından hareketle bir tespitte bulunursak, Çin’in ulaşmak istediği “uzak
görüşlü hedef”in ulusal endüstriyel kalkınma olduğunu söyleyebiliriz. Bu hedef
için Çin, ayrıntılı planlama yapmıştı, serinkanlıydı, sıkı çalışıyordu ve bu
çabası gösterişsiz ama gayretliydi. Sanayileşme, kalkınma gibi hedefler için
bir bitiş noktası olmadığını (yani bir süreç olduğunu) göz önünde bulundurarak,
Çin’in başarmak istediği hedefe ulaştığını söyleyebiliriz. Çin’in “Artık
hedefimize ulaştık. Şimdi bir dünya gücü olarak ortaya çıkabilir ve ABD
hegemonyasını tehdit edebiliriz” gibi bir niyeti olmadı.
Zamanımız geldi
Deng Xiaoping’in “Işığımızı gizlemeli
ve zamanımızın gelmesini beklemeliyiz” diye (bağlamı dışında) yorumlanan
özdeyişinden hareketle söylersek, Çin’in “Zamanımız geldi. Artık ışığımızı
gizlememize gerek yok. Şimdi ortaya çıkmalı, gücümüzü göstermeliyiz” diye bir
politikası olmadı. Yani ABD’yle karşı karşıya gelmeyi isteyerek seçmedi. Dünya
pazarlarından hak ettiği payı almasını sağlayacak, kurallarını ABD’nin
koyamadığı ve istediği gibi değiştiremediği bir küreselleşmeyi savundu. Çin’in
ekonomik yükselişini kendi ekonomisi-pazarları ve dolayısıyla hegemonyası için
tehdit olarak görüp oyunu bozan ABD’dir. Bir-iki yıl öncesine kadar Çin, gerek
ağırlığını artırdığı uluslararası kurumların devreye girmesiyle, gerekse
küreselleşme savunuculuğu yaparak ABD’nin oyununu bozmayı veya geriletmeyi ve
böylece açıktan karşı karşıya gelmemeyi denedi. “Kurt savaşçı diplomasi” olarak
anılan yüksek profilli diplomasi Çin’in bu yolu izlemekle yetinmeyeceğine ve
gerekirse terk edebileceğine dair işaretlerdi. Bu diplomasi işin retorik
boyutuydu. Fakat Çin, artık retoriğin yanı sıra sahaya da indi. Gelecek yazıda
buradan devam edeceğim.
Bitik Adam rejiminin
sonu
Lüks aracının içinde narkotik madde çekerken görüntülenen o kişi AKP-Saray rejiminin her açıdan (yolsuzluk, yağmacılık, aç gözlülük, görgüsüzlük, yalancılık, kasabalı rüküşlüğü ve şatafat düşkünlüğü, iki yüzlülük vs) tam bir özeti. 20 yıllık bir iktidarın (ve partinin) çürümüşlüğünü, kokuşmuşluğunu hiçbir şey bu kadar iyi özetleyemezdi. İktidarlarının (ve partilerinin) “executive summary”si önlerinde duruyor. Başarılarıyla ne kadar gurur duysalar azdır. Bu genç ifşa olmasaydı, muhtemelen sonraki seçimlerde milletvekili adayı olurdu. Reisinin isteği üzerine Meclis’te el kaldırıp indiren, muhalefete çemkiren bir arsız trol olmaya çok uygun bir profil gibi görünüyor. Eminim Aktrollük deneyimi de vardır. Bir “dava neferi” menzil-i maksuda emin adımlarla kutlu yürüyüşünü sürdürürken ayağı takıldı, tökezledi. Şimdi bu pudra şekeri müptelasını harcayıp kendilerini temize çıkarmaya çalışacaklar; ama nafile. Çünkü toplum bu çürümeyi, kokuşmayı gün geçtikçe daha ağır hissetmeye başladı. Siyasal İslamcı faşizm+ırkçı faşizm ittifakını kurtaracak bir sihirli formül artık yok. Şimdi “bitik adam rejimi” için zaman nasıl gideceğine karar verme zamanı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder