7 Aralık 2014 tarihli BirGün Gazetesinde yayınlanmıştır
Bu soruya kestirmeden gidip “dört
bacaklı olan her şeyi yerler, masa hariç” diye bir cevap vermek mümkün. Lâkin
yemek mevzuu öyle aceleye gelmez, sindire sindire gitmek lazım. O yüzden ağır gidip
baştan alayım.
Çin’e ilk gelişimdi. Otele vardığımda
açlıktan fırın delecek haldeydim. Şu ahir ömrümün ilk gençlik yıllarında açlıkla yeterince
terbiye olduğum için artık açlığa tahammülüm çok az. Otelin açık büfesinde sos
içinde iri doğranmış soğanla karışık etleri görünce açlığım daha da arttı. İlk
lokmayı aldığımda, ağzıma hem biraz tatlı, hem bol baharatlı, hem de benim için
fazla acı bir tat geldi. O anda, gözümü bu kadar karartan ve yanılmama yol açan
açlık hissi denilen o eski düşmana düşmanlığım depreşti. Benim salça
zannettiğim o sos meğer bambaşka bir şeymiş.
Otel görevlisine şu bildik hamburgercileri
nerede bulabileceğimi sorgu sual ediyordum ki, bir Rus yardımsever “Daha iyisi
var, Çin barbeküsü çok iyi” dedi ve önerdiği yerin kartını verdi. O soslu
yemekler benim için ne kadar fenaysa, mangal da o kadar şahaneydi.
Gittiğim lokantada havuzdaki
balıkların yanı sıra, kafesler içinde tavuktan tilkiye kadar akla gelebilecek bir
sürü canlı hayvan vardı. Müşteri hayvanı seçiyordu, onlar da kesip
hazırlıyordu. Üstelik tilkiyle tavuğun kafesleri yan yanaydı. Tilki arada bir
tavuğa hamle yapıyordu ve yakalayamadığı için sinirden kafeste dört dönüyordu. Tavuğu kafesten aldıklarında
(pişirmek için) pek celallenmişti. Nereden bilsin az sonra aynı şeyin kendi başına
da geleceğini. Bir ara, arkamdaki kafeste tıslayan kocaman yılanı fark edince
korktuğumu gören garson beni en uzak masaya almıştı.
Yemeğin yanında, ince rulo
halinde sarılmış, kıtır kıtır bir yiyecek gelmişti. Limon suyu içinde gayet
güzel, adeta çerez gibi bir şeydi. Yedim ama ne olduğunu anlayamadım. Garsona sorduğumda,
balık derisi olduğunu söyledi. On beş yıl kadar önce bilmiyordum ama artık
biliyorum: Tarih boyunca defalarca kıtlıktan kırılan Çinliler yenebilir hiçbir şeyi
israf etmez, süt ürünleri hariç-peynir ve yoğurt yemezler. Batı dünyası bile önceleri
kedi-köpek maması yapmak için kullandığı domuz kulakları ve tavuk ayaklarını
artık Çin’e satıyor.
Sadede geleyim (oteldeki o
sosa), soya sosu, şeker/bal, sarımsak, zencefil, karabiber, acı biber ve
kereviz yaprağı (ve birkaç yerel baharat) Çin mutfağının demirbaş bileşenleri. Bunlar
çoğu yemeğin sosunda bir araya geliyor ve midemin kaldırmadığı bir tat ortaya
çıkıyor.
Çoğu yemeği hâlâ yiyemesem de,
artık Çin mutfağını tanıyorum. Çinli dostlarla bir araya geldiğimizde aynı
yemeğin iki çeşidini yapıyoruz. Şekeri ve kereviz yaprağını çıkarıp soya sosunu
azaltınca benim için sorun çözülüyor. Bu kadar yemek muhabbetinden sonra basit ama
tipik bir Çin yemeği tarifi vermeden olmaz.
Acılı Szechuan patlıcan:
Malzeme: 4 patlıcan, 100gr
doğranmış et, 3 diş sarımsak, 6 kaşık yağ, 2 kaşık acı biber salçası, 1 kaşık
susam yağı.
Marine ve sos malzemesi: 1/4
çorba kaşığı tuz, 1/4 kaşık karabiber, 1/2 kaşık mısır unu, 1/4 bardak tavuk
suyu, 4 kaşık soya sosu, 1 kaşık üzüm sirkesi, 1 kaşık toz şeker, 2 kaşık mısır
unu.
Hazırlık:
Marine: Eti, tuz ve karabiber ile karıştırın ve 20 dak. bekletin.
Sos: Tavuk suyu, soya sosu,
sirke, şekeri karıştırın ve mısır ununu ilave edip çırpın.
Patlıcanları 1,5-2cm
kalınlığında yuvarlak kesin. Sarımsağı doğrayın.
Pişirme:
Kavurma (Çin) tavasına 3 kaşık
yağ dökün. Yağ kızdığında, patlıcanları koyun ve yumuşayana kadar pişirin. Pişen
patlıcanı kâğıt havlu üstüne alın.
Kızgın tavaya tekrar 3 kaşık
yağ dökün. Sarımsakları koyun ve hafifçe kavurun. Eti ilave edin ve renk
değiştirene kadar pişirin. Eti tavanın kenarına itin, hazırladığınız sosu tavaya
dökün ve koyulaşana kadar karıştırarak bir süre kaynatın. Koyulaşan sosa acı
biber salçasını katın ve karıştırarak 2 dak. daha kaynatın. Sonra, patlıcanları
da ekleyin ve üç dak. pişirin. Susam yağı ilave ederek karıştırın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder