08 Eylül 2013 tarihli Birgün Gazetesinde yayınlanmıştır
TV’yi açar açmaz bir kadının
“para ve ihtiraslarınız ruhunuzu satın almış. Şeytan ruhlu adamlar” tiradıyla
ekranda bir mikrofon hedefe doğru uçtu. Kadın tanıdık bir sima ama gelde
hatırla… Neyse ki internet var.
Beş yıl kadar önce bir gazetede
buranın zenginlerinden biriyle yapılan bir haber-söyleşi çıkmıştı. Bu zat
biricik evladı olan güzel kızının lezbiyen olmasına kahrediyordu. Onu
lezbiyenlikten vazgeçirip kendisine âşık edebilecek yiğide büyük bir de ödül vaat
etmişti. Sanki Keloğlan masalı tadında ama aynıyla vaki…
Mikrofonu fırlatan işte o genç
kadın. Geçmişteki dik duruşunu hatırladıkça, bu çıkışına duyduğum sempati daha
da arttı. Hiddetine sebep olan mevzu bence bir mikrofona hedef olmaktan
fazlasını hak ediyor. Olayın yaşandığı programın tanıtımından kısa bir özet şöyle:
“Çin Bekâr İş Adamları Kulübü, zengin bekâr
erkeklerle tanışmak isteyen kadınları seçmek için bir duyuru yaptı. Tanışma
partisi’ne katılmaya hak kazanmak için adayların görünüş, zekâ, yaşanılabilirlik,
psikoloji ve sağlıktan oluşan beş turu geçmeleri gerekiyor (…) ‘Zengin erkekle tanışma
randevusu yarışması’nın nihai seçmelerine yalnızca 50 kadın katılabilecek.”
Anladığım kadarıyla, burnu
para kokusu almakta uzmanlaşmış yapımcı Çin’in zengin bekârlarını bu “iş”e ikna
etmiş, bir kulüp kurdurmuş ve o kulüp aracılığıyla bu duyuruyu yaptırmış. Yarışma
sonuçlandıktan sonra bu “peri masalı” Çin’de ve HK’da Tv’de yayınlanacakmış.
Program konuğu genç kadın, erkek
egemen Çin kültürü hakkında ve patriarkal sosyo-ekonomik yapının cinsiyetçi
rolleri kadınlar aleyhine sürekli yeniden ürettiği üzerine anlamlı
değerlendirmeler yapmış. “Yarışma” ile kadının nesneleştirildiğini, küçük
düşürüldüğünü ve hatta metalaştırıldığını anlatmış uzun uzun. “Ayrıca, zengin
erkeklerle tanıştırılan ‘seçilmeyen’ kadınların sonraki yaşamaları nasıl olacak.
O çevrenin kadınlarla daha sonra ilişkilerinin olmayacağına kim inanır” demiş-ki
yüz kızartacak bir uyarı/ima… Bu söz boşuna değil: Basında Çin’in kadim “metres”
geleneğinin yeni zenginler arasında tekrar “moda” olmaya başladığına dair
yazılar çıkıyor.
Yapımcı izlenme rekoru
beklediği “projesi” hakkında edilen sözlere belli ki çok bozulmuş. İşbilir pazarlamacı ağzıyla “geleneksel Çin kültüründe var
olan ‘görücü usulü evliliği’ bugüne uyarladık. Aslında geleneklerin üstündeki
tozu silkelemekle kültürel bir hizmet de yapmış oluyoruz (…) 5-10 milyon Yuan
yatırımı olan bir işadamı için bir eş iş kartvizitinin bir parçası gibidir. Senin
gibiler bunu anlayamaz” deyince, film kopmuş. Genç kadın o tiradı atıp mikrofonu
hedefe yollamış.
Çin’de bizdeki görücü usulüne
biraz benzeyen geleneksel evlilikler halen yaygındır ama bu “iş”in onunla
benzeşen bir tarafı yok. “Yarışma” tanıtımından laf kalabalığı ve demagojiyi
ayıklayınca, ortaya “zengin erkeklerin aralarından eş seçebileceği en uygun adayları
bulup hazır etmek” gibi bir gerçek çıkıyor. Buna benzer eş seçimleri yüzlerce
yıl önce Çin imparatorları ve oğulları için yapılırmış. “Yarışma”nın Çin gelenekleri
ile tek benzerliği bu.
Kadın katılımcı politik ve
felsefi olarak söylenmesi gerekenleri zaten layıkıyla söylemiş. Ben de
Türkiye’de de benzerleri bulunan bu erkekler için
iki laf etmezsem olmaz: Yeni boy atan kapitalizmin bir şekilde türeyen zenginleri
kültürel bazı farklılıklar gösterseler bile, çoğunun mayası aynı hamurdan
oluyor. Ataerkil kültüre yaslanıp “para benim değil mi, istersem nam olsun diye
17 yaşında kız alırım” diyen “hacıağa” türevleri ile bu adamlar aynı hamurdan.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder